Anasayfa > Bilimtitle_li=Kültür & Sanat > Radyestezi İlmi ve Altın Arama Çubukları
Bilim Kültür & Sanat

Radyestezi İlmi ve Altın Arama Çubukları

Günümüz teknolojisinin geliştirdiği ileri ve karmaşık aletler yerine yeraltındaki suyun madenin veya petrolün basit bir sarkaç ya da  değnekle bulunabileceğini iddia etmek birçoklarının alaycı bir biçimde gülmesine sebep olur hiç kuşkusuz. Ne var ki bu işlem  asırlardır, dünyanın farklı bölgelerine yapılagelmiş olmalıdır, çünkü birçok literatürde bunun örneklerine rastlamak mümkün. Mezopotamya harabelerinde MÖ 1300 yıllarından kalma bir duvar resminde yeraltı suyu aramada kullanılan bir çatal çubuğun resmi bulunmuştur. Eski Mısırlıların kullandıklarını ise kesin olarak biliniyor. Daha sonra da çatal çubukla su ya da maden araması yapıldığı çeşitli kayıtların incelenmesi sonunda ortaya çıkmıştır. Fakat o dönemlerde bu işleri yapanların şeytanla işbirliği yaptığına inanılan büyücüler olduğuna da inanılıyordu.

1. dünya savaşı döneminde Gelibolu’ya çıkartma yapan İngiliz ordusu, şiddetli su sıkıntısı çekiyordu. Bu sırada komutana, orduda Saffer Kelly adında radyastezi yeteneği olan birinin olduğu haberi geldi. General derhal Kelly`nin çağrılmasını emretti. Radyastezist Kelly ertesi gün işe koyuldu. Elinde sadece basit bir bakır çubuk bulunduruyordu. Kelly bu bakır çubuk sayesinde otuzdan fazla yeraltı su kaynağının yerini tesbit etti. Hatta bu çubuğa bakarak, suyun ne kadar derinde ve ne miktarda olduğunu da söylüyordu. Oysa aynı bölgede daha önce bir çok mühendis çalışma yapmış, fakat başarılı olamamışlardı. Fizyoloji dalında Nobel ödülü sahibi Dr. Charles Richet, 1913 ılında yayınladığı bir eserinde bu konuyu incelemiş ve çeşitli öneriler getirmişti. 1931 yılında İngiliz Kolombiyası Hükümeti bu konuda resmen adam çalıştırıyor ve çeşitli raporlar hazırlattırıyordu. Kuzey kutbunda kaybolan bir grubun bulunması için de, Abbe Mermet adlı bir radyestezistten yararlanılmıştı. Grubun bulunma ihtimali bulunduğu yörenin haritası üzerinde, sarkaçla yaptığı araştırmalar sonucunda Abbe, kayıp olan 20 kişinin hayatını kurtarmıştı. Mermet’ın 40 yıllık deneyimlerini anlattığı Prniciples and Practice of Radiesthesia (Radyestezinin Pratiği ve Prensipleri) adlı kitabı zamanında klasik oldu.

Radyestezi (ışınım duyarlılığı) bir saptama ilmidir. Günümüzde, yeraltında su ya da maden damarı bulmak için sarkaç ya da çatal çubuk tipi aletler, kullanılması parapsikolojinin bir dalı olan radyestezinin ana konusudur. Radyestezinin dayandığı temel teorik çerçeve ise yeryüzündeki her maddenin bir enerji radyasyonu yaydığı olgusu üzerine kuruludur. Buna göre çevremiz âdeta bir enerji radyasyonu denizi gibidir. George de La Warr’a göre her şey ve herkes dünyanın manyetik alanı içinde kendi manyetik alanına sahiptir. “Eğer bir kimse ya da bir eşyaya ait olan obje belirli bir frekansta yayın yapabilen bir elektrik cihazıyla akort haline getirilebilirse, ahenkli ve sıkı bir ilişki hali meydana gelmiş olacaktır. İşte çok eskilerden beri henüz bilinmeyen bir nedenle bazı hassas kimseler yukarda sözü edilen türden bir uyumu gerçekleştirebilecek bir cihaz gibi etkinlik gösterebilmektedir.” Fizikçi Dr. Yves Rocard’ın teorisine göre ise hemen hemen herkes manyetik değişmelere karşı duyarlıdır. Dolayısıyla toprak altında su ya da maden arayan bir kimse, bu manyetik alana sinirsel ve adalesel olarak şu ya da bu düzeyde tepki gösterir. Bu konuda kullanılan çatal çubuklar ya da sarkaçlar bu, manyetik alanlara karşı aşırı duyarlı olan kişilerin yalnızca bir uzantısıdır. Bu konuyla ilgili olarak yapılan araştırmalarda aşırı duyarlı kimselerin su arama işleminde suyun bulunduğu noktaya doğru çubuğunu salladığı an kan basıncında belirgin artışlar saptanmıştır. Ayrıca aynı konuda yapılan başka bir araştırma dizisinde ise, eğer radyestezist bu çubuğu ya da sarkacı kullanırken elinde deri eldiven varsa duyarlılığı kalmamaktadır. Bundan da derinin bir yalıtkan olarak çubukla vücut arasındaki bağlantıyı kestiği sonucu çıkarılmıştır. Buna karşın lastik ya da pamuklu eldiven kullanıldığında bunun aksi gözlemlenmiştir. Lastik, elektriğe karşı yalıtkan olduğu halde, radyestezi konusunda bu özelliği değişmektedir.

Çatal çubuk kullanma, ister tıbbi, ister tıp dışı olsun aracı bir insana ihtiyaç duymaktadır. Kendini tamamen sarkacın ve hareketinin etkisine bırakmak önemli ölçüde açık zihinli olmayı gerektirmektedir. Bazılarının doğası gereği diğerlerinden bu konuda çok daha başarılıdır. Bununla birlikte  çatal  çubukla sezmenin iki seviyesi olduğunu belirtiliyor.. Bir seviyede canlı ve cansız varlıklar (örneğin bir yeraltı nehri) çatal çubuk kullanıcısının yakalayabileceği bir tür radyasyon yaymaktadır. Tamamen farklı bir seviyede ise ölü maddeler ve fiziksel olmayan şeyler sezilebilmektedir. İşte bu ikinci seviyededir ki, (çatal çubukla doğa üstünü sezme) psionik ve radyonik tıbbın büyük bir kısmı faaliyet göstermektedir. Lakhowsm adlı bir Rus araştırmacı, yaşayan her hücrenin, tıpkı bir elektrik devresi gibi, hücre etrafında hiç durmadan dönen bir temel enerji ile titreşip yankılandığı fikrini ileri sürdü. Teorisine göre, hücre hastalandığında veya hatalı çalıştığında çevresindeki enerji değişmektedir ve bunun da kaydedilmesi mümkündür. Bu özelliğin bir EKG makinesiyle anormal kalp kaslarını belirlemek için kullanıldığı bilinir. Ancak kas ve beyin hücrelerinin ölçülmesi hariç modern tıp diğer organlardaki elektrik yüklerini ölçmek için pek fazla bir şey yapmamıştır. Radyestezist herhangi  bir şekilde bu çok küçük enerji farklılaşmalarına kilitlenmekte (gerçekten bunlar sadece vücudun yaşam  kuvvetlerinin değişimleridir) ve bunları sezgisel çubuğunun hareketi veya hareketindeki değişiklikler vasıtasıyla tanıyabilmektedir. Çatal çubukçu çevresinden gelen duyu-ötesi enerji alanlarına karşı son derece hassastır. Bu kısmen bu yeteneklerle doğmuş olmasından, kısmen de becerisinin farkına varıp onu geliştirmesinden kaynaklanır. Süper hassas kuvvetler vücudunu (vücudundaki veya kanındaki su kitlesi vasıtasıyla bunun olduğu iddia edilmiştir) ve sinir sisteminin faaliyetini etkiler. Akabinde bu otomatik sinir sisteminin (istemlisinin zıddına) kontrolü dışındaki şeyler yapmasına neden olur. Vak’aların çoğunda sinirsel kontroldeki bu değişimler vücudunda yakalanır ve dış dünyada tuttuğu sarkaç veya çatal çubuk tarafından gösterilir.

Radyasteziyle ilgili en önemli araştırmalar Sovyet Rusya`da yapılmıştır. Dr. Bodomolow adında bir su jeoloğunun eline aldığı bakır çubuklar, aniden titreşim yaparak, bulunduğu yerde büyük bir yeraltı su deposu olduğunu gösterince herkes büyük şaşkınlık yaşamıştı. Çünkü elindeki çubuk ve bedenindeki radyastezi şuaları ile yer altındaki derelerin derinliğini ve su damarlarının çapını bile anlayabiliyordu. Yapılan araştırmalarla radyastezi Sovyet bilimine iyice yerleşmiş ve geliştirilerek `The Biophysical Effects Method`olarak adlandırılmıştır. Radyestezi Günümüzde Rusya ve birçok ülkede bilgisayar ortamına taşınarak ‘’Görüntüsüz analiz Sistem’’ adıyla kullanılır hale getirilmiş olup, birkaç dakika içerisinde bütün vücudu tarayarak hangi organda rahatsızlık olduğu tesbit edilebilmektedir. Dr. A.T. Westlake tarafından yazılan The Dowsing Faculty(Sezgi Yeteneği) adlı kitabında çatal çubuğun bazı kullanım alanları şöyle belirtilmiştir; 1-Su, petrol ve maden yataklarının bulunması. 2- Kaybolmuş eşyaların, cansız vücutların ve kayıp kişilerin veya arkeolojik kalıntıların yerinin saptanması.3-Ziraatte ve bahçecilikte kullanım. En uygun toprağı, sağlıklı bitkiyi seçmede ve üretkenliği sağlamada.. Besinlerinde de sağlıklı olup olmadığı bir sarkaç vasıtasıyla belirlenebilir. 4-Tıpta ve veterinerlikte. 5-Homeopatide ilaç seçiminde.

Hamile kadınlarda, doğacak çocuğun cinsiyetinin tesbiti için halk arasında da kullanılan bir metotdur. Bu yöntemde uzun bir saç telinin ucuna alyans bağlanır ve hamile kadının göbeğine yaklaştırılır. Eğer alyans ileri geri sallanırsa çocuğun cinsiyeti kız, dairesel hareketler yapıyorsa erkek olacak demektir. Alyans bağlanmasının nedeni ise iyi bir sarkaçta ipin ya da seç telinin ucuna bağlanacak cismin merkez dengesinin bulunmasının gerekli olmasıdır. Alyans da biçim özelliği nedeniyle bu iş için çok uygundur. Bu örnekten de anlaşılacağı gibi basit bir sarkaç gerek doğmamış çocuklar, gerek yetişkinler söz konusu olduğunda cinsiyete göre değişik hareketlerde bulunmaktadır. Bu yöntemle doğacak bebeğin cinsiyeti hakkındaki tahminlerin 10’da 9 isabetli olduğu çıkmıştır. Ancak burada değişik bir durum da söz konusudur. Eğer kadının bünyesinde RH faktörü bulunuyorsa, sarkaç erkeklerde olduğu gibi dairesel hareketler yapmaktadır. Diğer bir deyişle RH faktörü de sarkacın hareketlerini etkileyen unsurlardan biridir. Bunların dışında solaklık da sarkaçla belirlenen bir özelliktir. Bu konuda araştırmalar yapan Henry Gross sarkacın solaklarda saat yelkovanının ters istikametinde döndüğünü söylemektedir.

Radyestezi ile Hastalık Teşhisi Mümkün mü?

Radyestezi bir çok ülkede tıp kuruluşlarınca kabul görmemiştir. Ancak aksi görüşte olan hekimler de çıkmıştır. Zamanın usta cerrahı olan Dr. George Laurence Ortodoks tıptan ve tedavisi olmayan hastalıktan muzdarip olanlara sunduklarından tatmin olmamaya başladı. “Niye olduğunu bilmiyor ve asıl nedenden habersiz olarak isimleri, işaretleri ve semptomları tedaviye çalışıyoruz, bu yüzden ben ve çağdaşlarımın en fazla yapabildiği şey semptomların hafifletilmesi olmaktadır. Laurence aradığı cevabı ise radyestezide buldu ve homeopatik ilaçlarla radyestetik teşhisler arasında ilişki kurma çalışmalarına başladı. Koyduğu kurallar çok sayıda hekim tarafından birçok kronik  hastalıkların tedavisinde uzun süredir kullanılmaktadır. Ünlü manyetizör ve hipnotizör Franz Anton Mesmer insan vücudunun değişik alanlarına uygulanan alimünyum, bakır ve mıknatıslarla çeşitli hastalıkları tedavi etmiş.  Sir James Barr’ın yanm yüzyıldır tıp mesleğinin ortaya çıkardığı en büyük deha olark nitelediği Dr. Albert Abrams çok sayıda araştırmadan sonra bir siyah kutu üretti. Bu orijinal ünlü kutuyu diğerleri, hepsi de radyesteziye yeni bir boyut kazandıran —teşhis ve tedavide alet kullanımı— Drown ve Delawarr aletleri takip etti. Sofya Teknik Üniversitesi  Makine ve Elektrotekni Enstitüsünden mezun olan tüm meslek hayatı boyunca Nükleer elektroniği tamir, bakım ve ARGE bölümlerinde çalışan Valentin Marinov 1990’lı yıllar da radyestezi ile ilgilenmeye başladı. Bilinen klasik radyestezi aletlerinin dışında bu alanda kullanılmak üzere birçok yeni araç geliştirmiştir. Geliştirdiği benzersiz Radyestezik dalga ölçer cihazları Özellikle de tıbbi radyesteziye yönelik olan cihazları başta Rusya Federasyonu, Japonya, İsviçre, Almanya, İtalya ve Kolombiya olmak üzere dünyanın pekçok yerinde radyestezistler tarafından kullanılmadırlar. Radyesteziyi savunanlara göre bu yöntemle bir insan ya da hayvanın hastalığı yüksek isabetle saptanabilir ve hastalık için kullanılacak ilaçlarının da tespiti yapılabilir. Klasik Batı tıbbına benzemez, daha çok homeopatiyi andırır. Her hastaya yalnızca kendisine özgü, benzersiz bir teşhis konmaktadır.

Çatalçubuğu ve Sarkaç Nasıl Yapılır?

Yıllardan beri kullanıla gelmiş geleneksel çatalçubuk, esnek bir ağaçtan yeni kesilmiş her iki bacağı da eşit kalınlıkta çatallı bir dal parçasıdır. Uzunluğu yaklaşık 45 cm civarında olması idealdir, ama çok da önemli değildir. Ancak seçilen ağaç türü önemlidir. Fındık, salkımsöğüt ve kavak ağaçları bu iş için uygundur. En önemlisi çatalın iki ucunun birbirine eşit olmasıdır. Çatalçubukla su arayan kişi, çatalın bir ucunu bir eline, diğer ucunu diğer eline alıp, dirseklerini iyice yana açıp dik tutarak su aranan arazide ileri geri yürümeye başlar. Suyun bulunduğu noktaya geldiğinde çatalçubuğun ucu yere doğru hafifçe eğilecektir. Bu arada suyu arayan kişinin zihniyle de suya konsantre olması çok önemlidir. Yeri saptanan suyun hangi derinlikte olduğunu anlamak için de bir kural vardır. Bu kurala göre çatalçubuktan ilk tepki alındığında bu nokta ile suyun bulunduğu yerin arasındaki mesafe aynı zamanda suyun toprağın ne kadar altında olduğunu da belirler. Örneğin suyu arayan kişini elindeki çatalçubuk suyun bulunduğu noktaya bir metre kala yere doğru eğilmeye başlamışsa, su yerin bir metre altında demektir. Dal parçası yerine başka aletler de kullanılabilir. L biçiminde iki ayrı çubuk da kullanılabilir. L nin kısa kalan kısmına tahta ya da plastik bir sap takılır. Her iki ele de birer tane L çubuk alınıp yine su aranan arazide ileri geri yürünmeye başlanır. Suyun bulunduğu noktaya gelindiğinde daha önce iki elde ve uzun kenarı yere paralel olarak tutulan çubuklar çapraz biçim debirbiri ile kesişir. Sarkaç yapmak içinse ince bir tel ya da ipin ucuna bir ağırlık takılır. İp, bu ağırlığın tam merkezine tutturulmalıdır. Yoksa sarkaç düzgün biçimde sallanmaz. Suyu arayan kişi sarkacı baş parmağı ile işaret parmağı arasında hafifçe tutar. Hedefe yaklaşıldığında, sarkaç dairesel hareketler yaparak dönmeye başlar.

Sarkacı kullanan kişinin altın, gümüş gibi maddelerden yapılmış takılar ve saat takmaması, elbiselerinin ve iç çamaşırlarının yünlü ve pamuklu olmasına dikkat edilmesi gerekir. Kadınların saçlarının boyalı olmaması ve oje gibi yabancı maddeler sürmemesi gerekir. Cep telefonun ve kablosuz internetin kullanıldığı ortamlar çalışmaya uygun değildir. Sarkaç kesinlikle yere konulmamalıdır. Bir mendilin içine sarıp, torbasına da bu mendille birlikte konulabilir. Kesinlikle sarkacın üzeri ellenmemelidir. Sarkac ancak ipinin üzerinden tutabilir. Sarkacı kim kullanıyorsa onundur. Sarkaç başka birine verilmemelidir, çünkü o kişinin elektriğini yükleyen sarkaç özelliğini kaybeder. Çatallı çubuğun bir özelliği de nötr durumuna kendiliğinden dönmemesidir. Her radyestezik tepki sonrasında yeniden ayarlanması gerekir.

Kaynak

Yazar hakkında

Muhammet Ali AKSOY

Muhammet Ali AKSOY

İyi bir araştırmacı-yazar ve muntazaman.net site yöneticilerinden olan Muhammet Ali AKSOY, günlük yaşamında mühendis-yazılımcı olarak görev yapmaktadır.

Yorum

  • Su mezar ve boşluk bulabilir Lakin, madende yeterli olmaz. Gömüler ise boşluk olduğu için, boşluğu bulur ve denk gelirse gömüyüde bulursun.

Bir Yorum Ekle

WhatsApp WhatsApp