Anasayfa > Kültür & Sanat > Dünyadan Bir ‘MÜSLÜM BABA’ Geçti
Kültür & Sanat

Dünyadan Bir ‘MÜSLÜM BABA’ Geçti

Müslüm Gürses, şüphesiz Türkiye müzik tarihine damga vuran en önemli isimler arasında yer alıyor. Ancak Müslüm Gürses şarkıları kadar hayatıyla da dikkatleri üstüne çekiyordu. İşte Türkiye müziğinin “Müslüm Baba”sı Müslüm Gürses’in 6. ölüm yıldönümünde hayatından kesitler…

Arabesk müziğin unutulmazları arasında yer alan ve sevenleri tarafından ‘Müslüm Baba’ olarak anılan sanatçı Müslüm Gürses’i ölümünün 6. yılında ustası olan İstanbul Radyosu sanatçılarından bestekar Mustafa Canan anlattı. Plak şirketlerinin ilk olarak Müslüm Gürses’in sesini beğenmediğini ve bu nedenle plak çıkarmadıklarını söyleyen Canan, çıkan ilk plaktan sonra tüm plak şirketlerinin Gürses’in peşine düştüğünü dile getirdi.

Yalova’nın Çınarcık İlçesi’nde yaşayan ve bir dönem Türk Halk Müziği’nde adından sıkça söz edilen, Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği’ne (MESAM) kayıtlı 100’ün üzerinde eserinin bir bölümü bazı ünlü ses sanatçıları tarafından seslendirilen eski TRT İstanbul Radyosu sanatçılarından bestekar Mustafa Canan (79), Adana’da Müslüm Gürses ile yollarının nasıl kesiştiğini anlattı. Müslüm Gürses’i ölümünün yıldönümünde anlatan Mustafa Canan, “Müslüm’ün gerçekten kadife, yumuşak bir sesi vardı. Tatmin edici para vermemişlerdi o yıllarda Müslüm’e. Tanınınca, parlayınca, organizatörler peşine düştü” dedi.

BERBER BABASININ YANINDA ÇIRAKMIŞ

Aslen Diyarbakır doğumlu olduğunu söyleyen ve 1953’te Adana’ya taşındığını söyleyen Mustafa Canan, Müslüm Gürses ile ilk tanıştığı dönemi anlattı. Canan, “1962’nin sonunda Adana’da Halk Ozanları Cemiyeti’ni açtım. Orada 50’ye yakın öğrenci yetiştirdim. Bir gün müteahhit bir arkadaşım vardı Mennan Nair adında. O bir gün geldi ve bana ‘Ben hafriyat işi yaparken bir berberde tıraş oldum, orada bir çocuk tanıdım’ dedi. ‘Berberin oğluymuş, kendisini dinledim, sesi de güzel’ dedi. Getir bir dinleyelim dedim. Aldı getirdi bana. Ben dinledim, gerçekten sesi güzel. Koroya aldım. Nota dersleri, usul üslup, şan dersleri verdik. Onun soyadı Müslüm Akbaş’mış. Babası berbermiş. Babasının yanında çıraklık yapıyormuş” diye konuştu.

BABASININ ANNESİNİ ÖLDÜRMESİ HADİSESİ

Gürses’in babasının annesini öldürmesi hadisesini de anlatan Canan, “Arkadaşım bana Müslüm’ün annesi ölmüş demişti. Ben kendisinden öğrendiğime göre Müslüm’ün anne ve babası şiddetli geçimsizlikten dolayı ayrıymış. Müslüm’ün bir erkek bir de kız kardeşi var. Ahmet ismindeki erkek kardeşiyle, kızı annesi almış. Müslüm babasının yanında kalıp çıraklık yapıyor. Babası devamlı alkol alıyormuş. Bir gün devamlı annesinden ‘Ahmet’i gönder, Ahmet’i ver, ona ben bakacağım’ diyormuş. Bir gün alkolün etkisiyle gitmiş kadının kapısına. Verirsin vermezsin derken, alkolün tesiriyle bıçağı çekiyor kadını öldürüyor. Ahmet ise yaralanmış araya girmiş. Anlattığına göre Müslüm’ün böyle olmuş” dedi.

PLAKINI ÇIKARTMAYAN ŞİRKETLER SONRA PEŞİNE DÜŞMÜŞ

1966’da İstanbul’a taşındığını söyleyen Canan, İstanbul’a plak çıkartmak için gelen Gürses ve arkadaşını evinde ağırladığını söyledi. Canan, “Bir gün bir baktım benim eve, kapıyı çaldılar. Bebili Mehmet diye bağlama yapıp çalan kişiyle Müslüm gelmişler. Hayrola dedim bende. Plak yapmak istediklerini söylediler. Bende o dönemler müzik direktörlüğü yapıyordum. Zaten Müslüm’ün sesini biliyorum. Ben de olur dedim. İki gün bende misafir kaldılar. Sonra dedim ki ‘Mehmet, ben sizi TRT’de bir ağabeyimiz var, onun plak şirketi var oraya göndereyim sizi’ dedim. Ben bir de not bıraktım. Meğer oraya gitmemişler. Tesadüfen başka bir yere girmişler. Durumu anlatmışlar. Dinlemişler, plak bantları yapmışlar. Sonra bunlar başka şirketlere de gidince Müslüm’ün sesini beğenmemişler. Benden önce de gitmişler. Hiçbir firma beğenmemiş. Durum böyle olunca plak yapmışlar ama bantları duruyor tabi. Gittikleri adam da başka bir firmaya bantları satmış. Orası da plakları çıkarınca, plak sattı. Bayağı tuttu. Tutunca bu defa diğer plakçılar ‘Aman gel bize de oku’ dediler. Bu defa tersi oldu, peşine düştüler” diye konuştu.

İLK YILLARDA TATMİN EDİCİ PARA KAZANMAMIŞ

İlk yıllarda maddi anlamda kazanç elde edemediğini söyleyen Canan, ardından Gürses’in parladığnı dile getirdi. Ara ara Adana’ya ders vermeye gittiğini ve Adana’da tekrar Gürses ile karşılaştıklarını söyleyen Canan, “Müslüm plak şirketlerinden pek para almıyordu. Zaten yoksuldular, fakirdiler. Berberlik yapıyordu babası. Ayıplamak için söylemiyorum. Sonra bir gün Adana’da baktım. Yağmurlu havaydı. Yahu sen burada ne yapıyorsun dedim. Hoca, İstanbul’dan geldim dedi. Tatmin edici para vermemişlerdi o yıllarda Müslüm’e. Tanınınca, parlayınca, organizatörler peşine düştü. Sonra bir gün ölüm haberini aldık. Bugün de ölüm yıldönümü. Rahmet olsun. Üzüldüm. Müslüm’ün gerçekten çok, hele hele bana geldiği yıllarda kadife, yumuşak bir sesi vardı. Hatta ilk konseri belediye şehir tiyatrosunda verdik. Müslüm o dönem çok alkışlandı. Gerek çocuk yaşta olduğu için gerekse sesinden dolayı çok alkışlandı. Sonra baktık uzun hava, türkü falan güzel okuyor. İki sene kadar çalıştık. Sonra cemiyeti kapattık” dedi.

Televizyonlarda izlerken kendisiyle gurur duyduğunu da söyleyen Canan, “Birçok öğrencim var. Onları görünce gurur duyuyorum ve seviniyorum. Müslüm’ün sesi gerçekten dokunaklı, dolgun ve sağlam bir ses. Kulak sağlam. Verdiğimiz türküleri birçok arkadaş zor öğrenirken o hemen kapıyordu. Kulağı sağlam” şeklinde konuştu.

TAKLİTLERİ TATMİN ETMİYOR

Müslüm Gürses’in şarkılarının yeni sanatçılar tarafından yorumlanmasını doğru bulmadığını söyleyen Canan, “Halk devamlı dinlediği bir kişiden bir parçayı, o kulakta kafada beyinde ruhta yer ediyor. Zihinde yer ediyor. Tatmin edici bir ses de olursa tamamen yerleşiyor. Onun taklidini dinlersen tatmin etmez” dedi.


Müslüm Gürses Kimdir?

7 Mayıs 1953‘te  Urfa‘nın  Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde dünyaya geldi. Babası Mehmet Akbaş,  annesi Emine  Akbaş‘tı.  Zeyno ve Ahmet  isimlerinde iki kardeşi olan Gürses’in babası çiftçilikle uğraşıyordu ve bağlama çalıyordu. Müslüm Gürses’in çocukluğunun  ilk yılları Şanlıurfa’da geçti. Boğa burcu erkeği olan Müslüm Gürses üç yaşındayken ekonomik nedenlerden dolayı ailecek Adana’ya göç ettiler. Terzi çıraklığı yaptı, kunduracılık yaptı.

İlkokuldan mezun olduktan sonra eğitim hayatına devam etmeyen Müslüm Gürses; 14 yaşındayken Adana Aile Çay Bahçesi’nde düzenlenen yarışmaya katıldı ve birinci oldu. Gürses olan Soy ismini de o zamanlar almıştır. Sesiyle küçük yaşlarda dikkat çeken Gürses kendisiyle yapılan bir röportajda o dönemle ilgili olarak şunları söyleyecekti;

1968 yılında albüm yapmak için İstanbul‘a gelen şarkıcının Emmioğlu/Ovada Taşa Basma isimli plağı üç yüz bin satış yaparak o dönem için büyük başarı kaydetti. Gün geçtikçe tanınan Gürses, şöhretinin ilk yıllarında çıktığı Anadolu turnesi sırasında büyük bir kaza geçirdi. Alın kemiği kırılan sanatçı yaşadıklarını daha sonra şu şekilde dile getirecekti: Kaza sonrası çıkardığı “Özür diliyorum senden“, “İsyankar“, “Ben insan Değil miyim” gibi albümlerle çıkışını sürdüren sanatçı, arabesk türünde en çok ilgi gören isimlerden biri oldu.

1979 yılında ilk defa İsyankar filmiyle kamera karşısına geçen Gürses, birçok uzun metrajlı filmde daha hayranlarıyla buluşacaktı.

Çocukluğunda hiçbir filmini kaçırmadığı ve büyük bir hayranlık duyduğu sinema oyuncusu Muhterem Nur‘la 1982‘de çıktığı Malatya turnesi sırasında karşılaşan şarkıcı, 1985 yılında Nur’la hayatını birleştirdi.

90’lı yılların başında gördüğü büyük ilgi üzerine ortaya çıkan ve Müslümcüler olarak anılan büyük bir fanatik kitlesi şarkıcının konserlerinde kendilerine zarar vermzlık, hayata duyulan öfke ve ayrılık acısı gibi temaların dinleyicisinde yarattığı bu etki giderek bir fenomen halini almıştı. Şarkıcının zaman zaman yaptığı uyarılara rağmen konserlerinde birçok dinleyicisi jilet kullanarak vücuduna zarar veriyordu. Arabeskin içinde bir alt kültür olarak kendini var eden bu durum, Gürses şarkılarına olan ilgiyi körüklüyordu.

90’lı yılların sonlarına doğru şarkıcının konserlerinde gerçekleşen ve ayini andıran bu görüntüler toplumun birçok kesiminden büyük tepki almaya başlamıştı. Gürses, o dönemde çıkardığı albümlerle de eski ilgiyi göremedi ve lüks bir teknenin güvertesinde çekimini gerçekleştirdiği klibi hayranlarının büyük tepki göstermesine neden oldu. Zira dinleyici kitlesi genel olarak kente uyum sağlayamayan, ikinci sınıf insan muamelesi gördüğünü düşünen varoşlardan oluşuyordu. Dolayısıyla bu durum hayranlarında çelişki yaratmıştı. Müslüm Gürses’in o dönemde 15 yıl boyunca albümlerini çıkardığı Elanor plak firmasıyla da yolları ayrıldı.

Az konuşan ve ekranlarda pek fazla görünmeyen sanatçı zaman içinde medyada daha fazla yer almaya başladı. Bu değişim rüzgarları Gürses’in müzisyen kimliğine de yansıyacaktı. Nilüfer‘in Olmadı Yar isimli şarkısını yorumlayarak bu değişimin ilk sinyallerini veren şarkıcı, Teoman‘ın Paramparça ve Tarkan‘ın İkimizin Yerine adlı çalışmalarını da seslendirdi. Gürses kendisini eleştirenlerle ilgili olarak da şu yorumda bulundu:

1979 yılında ilk defa İsyankar filmiyle kamera karşısına geçen Gürses, toplam 39 sinema filminde rol almıştır.

Gürses’in, 2006‘da yazar Murathan Mungan’la ortak projesi “Aşk Tesadüfleri Sever” müzik marketlerdeki yerini aldı. Mungan’ın sözlerini yazdığı, David Bowie‘den Garbage‘a, Leonard Cohen‘den Jane Birkin‘e birçok yabancı müzisyenin bestesini yaptığı şarkıları seslendiren Gürses yine çok konuşuldu.

2010 yılında Kasım ayında yeniden Pasaj Müzik ile “Yalan Dünya” isimli bir albüme imza atmıştır.

1982 yılında tanıştığı Muhterem Nur’la 1985 yılında evlendi, ve hala evlilerdir.

15 Kasım 2012 tarihinde kalbine stent takılan Müslüm Gürses’in karaciğer ve böbreklerinde çıkan sorunlar nedeniyle 18 Kasım 2012 Pazar günü durumu ağırlaşmıştır.

Yaklaşık 4 ay Memorial Şişli Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi’nde solunum cihazına bağlı olarak tutulan Müslüm Gürses 3 Mart 2013 tarihinde 60 yaşında vefat etmiştir. Kendisini rahmet ve özlemle anıyoruz…

Filmleri :
2011 – Şov Bizinıs –
2008 – Esrarlı Gözler –
2007 – Amerikalılar Karadeniz’de 2 –
2005 – Balans ve Manevra –
2002 – Ömerçip –
2002 – Bir Akıllı Bir Deli –
2002 – Muhabbet Kuşları –
1990 – Dertler İnsanı –
1990 – Dünya Boştur –
1988 – Yalnızlık Korkusu –
1988 – Sevmemeli –
1987 – Oğlum –
1987 – Talihsizler –
1986 – Töre –
1986 – Yıkıla Yıkıla –
1986 – Seher Vakti –
1986 – Çığlık –
1986 – Beleşçiler –
1986 – Küskünüm –
1986 – Kader Rüzgarı –
1986 – Kısmetin En Güzeli –
1985 – Yaranamadım-
1985 – Kul Kuldan Beter –
1985 – Güldür Yüzümü –
1985 – İkizler –
1984 – Garibanlar –
1984 – Bir Yıldız Doğuyor –
1984 – Çare Sende Allah’ım –
1984- Sev Yeter –
1984 – Ağlattı Kader –
1983 – Anlatamadım –
1981 – Mutlu Ol Yeter –
1980 – Bağrı Yanık –
1980 – Hasret –
1980 – İtirazım Var –
1980 – Kul Sevdasi –
1980 – Hasret –
1980 – Zeytin Gözlüm –
1979 – İsyankar –

Albümleri :
Aldatılanlar
Ayrılık Acı Bir Şey
Açık Hava Konserleri 1
Ah Gülüm
Altın Şarkılarım
Anlatamadım
Arkadaş Kurbanıyım, Benim Kaderim
Arkadaşım
Aşk Tesadüfleri Sever
Bakma
Bekle Sevgilim – Nerelerdesin
Benim Meselem
Bir de Benden Dinleyin
Bir Bilebilsen – Zalim
Bir Fırtına Kopacak
Bir Kadeh Daha Ver
Biz Babadan Böyle Gördük
Bizi Kimse Ayıramaz
Canım Dediklerim
Dağlarda Kar Olsaydım
Dertler İnsanı
Dünya Yalan
Düşenin Dostu Olmaz
Esrarlı Gözler
Garipler
Gitme
Gönlünüzdeki Altın Şarkılar
Gönül Teknem
Güldür Yüzümü
Güle Güle Git
Hani Söz Vermiştin
Herşey Yalan
İkimizin Yerine
İsyankar
Kısmetim Kapanmış
Küskünüm
Müslüm Gürses Konseri
Mahsun Kul
Maziden Bir Demet
Meyhaneci – Kırık Sazım
Mutlu Ol Yeter
Müslümce turkuler
Müzik Ziyafeti
Müslümce 92
Nerelerdesin
Öldürdüğün Yetmedi mi
Paramparça
Sadece Türk Sanat Müziği
Senden Vazgeçmem
Sevda Yolu
Sultanım
Talihsizler
Tanrı İstemezse
Topraktan Bedene
Tövbe Etmek – Bir Avuç Gözyaşı
Usta – Ne Yazar
Uyanma Zamanı – Kıyak Bitti
Vay Canım Vay
Vefasız Alem
Yanarım
Yanlış Yaptın
Yaranamadım
Yıkıla Yıkıla
Zavallım
Zincirli Kuyu

Yazar hakkında

H. İbrahim BATIBEYİ

H. İbrahim BATIBEYİ

Çok okur, çok gezer, çok yazar.

Bir Yorum Ekle

WhatsApp WhatsApp